technicos
1426 defa okundu.






“CILIZ”LAR(!) ve “GÜRBÜZ”LER(!)
Hasan Akkar

      

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Merkez Seçimlerini 25-26-27 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleştirdik. Genel Başkanlığa, 18 yıl kesintisiz İstanbul Şubesini yöneten Sn. Cemal Gökçe seçildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve özellikle içinden geçtiğimiz koşullarda birikmiş birçok dert ve sıkıntısıyla genel kurul salonunu dolduran meslektaşlarımız, eşyanın doğası gereği farklı düşüncelerini sansürsüz ve tüm açıklığı ile ifade ettiler. Böylesi bir atmosferi; yani farklı düşüncelerin büyük bir olgunluk içerisinde, kavgasız ve gürültüsüz, birbirine tahammül ederek dinlendiği bir ortamı geride bıraktık. Fakat seçimi kazanan ittifakın böyle düşünmediğini aşağıda ifade edeceğim iki yazıda net olarak gördük.

Seçimin hemen sonrasında 28.03.2016 tarihinde, Bursa merkezli bir internet sitesinde güdümlü ve planlı bir yazı kaleme alındı (http://www.yenimarmaragazetesi.com/makale/imo-genel-kurulu-na-bursa-subesi-damga-vurdu-/). Bu yazıda özetle; İMO genel kurulunun vatanseverler ile PKK’liler arasında bir mücadele ile geçtiği, vatansever cephenin desteklediği Cemal Gökçe’nin PKK’liler karşısında büyük bir zafer kazandığı ifade edilmekteydi. Bunun üzerine 08.04.2016 tarihinde, yeni Genel Başkan Cemal Gökçe’nin mesajı yayınlandı. Sn. Cemal Gökçe daha yazısının giriş paragrafında; “Cılız” bazı seslere rağmen genel kurulun büyük bir olgunluk içerisinde geçtiğini ifade etti (http://www.imo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=15464&tipi=17&sube=0#.Vwi37KSLSUk). Aynı tarihte Cemal Gökçe’nin bahse konu internet sitesine bir açıklama gönderdiğini ve bunun aynı mecrada yayınlandığına şahit olduk (http://www.yenimarmaragazetesi.com/makale/baskan-gokce-ve-imo/). 12.04.2016 tarihinde İMO İstanbul Şube Delegasyon toplantısında bu konu üzerine bir dizi tartışma yürütüldü. Sn. Cemal Gökçe, 28.03.2016 tarihli yazıya bir tekzip gönderdiğini ifade ederek www.technicos.org web sitesinde bunun yayınlaması gerektiğini sert bir üslupla ifade etti.

08.04.2016 tarihli tekzip olarak ifade edilen yazıyı defalarca okudum. Tekzip olarak adlandırılan yazının, tekzibe konu olan yazıya dair açıklamaları çok net ifade etmesi gerekirken; kaleyi cepheden gören bir açıda kalecinin üzerine vurulan “Cılız” bir şuttan farkının olmadığını üzülerek gördüm. Siz değerli okuyucuların da yukarıda linkleri verilen tüm yazıları okuyarak bağımsız bir yargıya varacağından şüphe duymuyorum.

Esasen bu tartışmaların içerisinde benim en fazla önemsediğim, Sn. Cemal Gökçe’nin 08.04.216 tarihli meslek örgütümüze gönderdiği mesajındaki ilk paragrafta yer alan “…45.Dönem Olağan Genel Kurulumuz bazı “cılız” seslerin dışında büyük bir olgunluk içinde gerçekleştirildi.” ifadesidir. İMO İstanbul Şube delegasyon toplantısında “Cılız” ifadesini kim veya kimler için kullandığını kürsüden sordum. Yanıt alamayınca, toplantı bitiminde Sn. Cemal Gökçe’nin yanına giderek yeniden sordum. Aldığım yanıtı burada paylaşmayacağım. Bu ifadeyi kimler için kullanıldığını meslek camiamız ve tüm kamuoyu ile paylaşmak isterse naçizane köşem kendisine açık olacaktır. Başkanlık düzeyinde ve tüm yönetim kurulu adına yayınlanan bir mesajda kullanılan ifadelerin ortada bırakılıp tüm taraflarca istenilen noktaya çekilebilecek şekilde konuşlandırılması, bir stratejinin parçası değilse; bu mecra gereken açıklamayı yayınlamaya ve konuyu netleştirmeye açıktır. Bu sebeple bana kişisel olarak ifade etmesi yetmez. Herkese yüksek sesle ifade etmesini dört gözle bekliyor olacağım.

Ben kendi anladığımı sizinle paylaşmayı görev biliyorum. Bir yanda “PKK” li, diğer yanda “Cılız Bazı Sesler” olarak tanımlanmakta olanın, meslek odalarının ve özelde İMO ’nun tarihini yazan; devrimci, demokrat, ilerici, yurtsever meslek insanları olduğunu tespit ederek başlamalıyız.

Peki; hayata bu perspektiften bakan meslek insanlarıyla alıp verilemeyen nedir?

“Cılız Ses”imizle neler söylediğimizi siz değerli okurların dikkatine sunarken, bizleri Ocu Bucu olarak paketleyenlerin derdinin ne olduğunu net bir şekilde anlamış olacaksınız. “Çiçeği burnunda” genel başkanımızın (tekzibe rağmen) isteyerek veya istemeyerek kimlerin safına düştüğünü veya düşürüldüğünü tez elden anlamasını umut ediyoruz.

Gelelim “Cılız” meslek insanlarının söylediklerine;

“Cılız” bir şekilde;

Ülkemizin her bir köşesinden umutlarıyla, üzüntüleri ve sıkıntılarıyla, kızgınlıklarıyla, söyleyecek sözleriyle, dinleyecek yürekleriyle gelen meslektaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamladık.

“Cılız” bir şekilde;

Son bir yıl içerisinde bombalı saldırılarda hayatını kaybeden halkımıza ayırt etmeksizin başsağlığı mesajımızı içtenlikle dile getirdik.

“Cılız” bir şekilde;

Son aylarda mesleğini icra etmeyi bir kenara koyun, can ve mal güvenliğinin derdine düşen özellikle Diyarbakır ve Van Şubesinden gelen meslektaşlarımıza dayanışma duygularımızı ifade ettik. Evlerine ekmek götürüp götüremediklerini utanıp sıkılarak sorduk.

“Cılız” bir şekilde;

İçinden geçtiğimiz süreçte mesleğimiz, meslek alanımızın değil; Kardeşliğimizin, kökleri tarihin en derin noktalarına ulaşan birlikte yaşama arzumuzun tehlike altında olduğunu ve maalesef; Karşımızda haysiyetli, onurlu, ilkeli, demokrasiye, insan haklarına, evrensel hukuka inanmış bir düşmanın olmadığını vurguladık…

“Cılız” bir şekilde;

Ortaçağ barbarları, tecavüzcü vakıfların hamileri, tetikçi yalaka CEO’lar eliyle meslek odalarına gözdağı vermeye çalışan kendini bilmezler, tıkış-pıkış; menfaat, rant, karanlık, kir pas dolu torbaya doldurdukları faşizan yasalarını gösterip gösterip çeken uslanmaz mızıkçılar halkımızın kaderini tayin etmeye çalışıyor ve bizleri kesif kokulu karanlık oyunlarına çekmeye çalışıyorlar diyerek içinden geçtiğimiz süreci tanımladık.

“Cılız” bir şekilde;

Mesleğimizin çıkarları ülkemizin çıkarları ile bir bütündür ve bu ikiliyi ayrıştırma çabaları kurulu diktatöryel düzenin değirmenine su taşıma, geçmişten günümüze bedel ödeyerek oluşturduğumuz geleneklerimizden bizleri koparma operasyonudur dedik.

“Cılız” bir şekilde;

Torba yasalar, meslek odalarını etkisiz kılacak gelir kaynakları üzerinde oynanan oyunlar, çevre şehircilik bakanlığı içerisinde paralel oda kurma idealleri; “mesleki demokratik kitle örgütü” felsefemizi ortadan kaldırmaya yöneliktir tespitinde bulunduk.

“Cılız” bir şekilde;

Halkın malı olan kamu arazilerini yandaş müteahhitlere peşkeş çekmek istiyorlar, sözde kalkınma ve medeniyet yürüyüşü için sadece ranta dayalı, bilimsel düşünceden yoksun, doğal yaşam alanlarımızı yok eden mega projeleri hayata geçirmek istiyorlar, deprem gerçeğinin arkasına sığınarak kentsel dönüşüm adı altında şehir merkezlerini rant yuvası haline getirmek istiyorlar, kentlerimizi nefes alamaz betonlaşmış alanlara dönüştürmek istiyorlar dedik.

“Cılız” bir şekilde;

Meslek odamız ve birliğimiz seçkin bir meslek lobisi haline dönüşmemelidir. Odamızın toplumsal duyarlılık derecesi ve bu uğurda alacağı riskler her geçen gün artmalıdır. Kurumsal yapı kazandırılan, son derece modern ve akıllı binalarda üyelerine hizmet götüren örgütümüz; yönetim kurulları ve profesyonel kadrosuyla yaptığı çalışmaları tüm örgüte mâl etmekten vazgeçip başarı ve başarısızlık denklemlerine üyeleri dâhil ederek kolektif sonuçlar elde etmeyi hedeflemelidir dedik.

“Cılız” bir şekilde;

Meslek odalarımız ve birliğimiz hiç şüphe yok ki yeterli bilgi ve donanıma sahiptir. Fakat 80 sonrası siyasal iklim ve son 14 yıldır sözde ülkeyi idare eden anlayışın yaptığı tahribat yörüngemizde daralmaya yol açmıştır. Bu durumdan kurtulmanın tek yolu yüzümüzü üyemize dönmek ve üyelerimizin sorumluluk alacağı çoğulcu yapıları inşa etmekten geçmektedir. Teknik bilgi ve becerimizi halkımızın hizmetine sunmak ve uluslararası bilimsel gelişmelerden kopmamak adına odalarımız uzun ve meşakkatli bir yolu inançla kat etmiştir. Kitleselleşmek ve her bir üyenin oluşturacağı ekzantrik momenti bütünsel bir mekanizma durumuna dönüştürmek bizlerin elindedir diyerek örgütlenme anlayışımıza göndermede bulunduk.

Cılız bir şekilde söylediklerimiz ve faşist bir bloğun bizlere karşı cephe oluşturmasının nedeni yukarıda ifade edilenlerdir.

Genel Başkanımız Sn. Cemal Gökçe’ye ve bizim dışımızda kalan “Gürbüz” bloğa ayrı ayrı şu hatırlatmayı yapmak istiyorum.

Sayın Gökçe; Edib Harabi diyor ki;

Kandil geceleri kandil oluruz / Kandilin içinde fitil oluruz / Hakkı göstermeye delil oluruz  / Fakat kör olanlar görmez bu hali.

Sayın “Gürbüz” blok;

Senin rüzgârın sayesinde değil ona karşı durduğum için gökyüzünün sonsuzluğu benim. Durma devam et.


2 kişi puan verdi
Etiketler
Yorumlar
En Çok Okunan Haberler

En Çok Puan Alan Haberler